<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>osmanyazici.com</title>
	<atom:link href="http://www.osmanyazici.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.osmanyazici.com</link>
	<description>Web Tasarımı</description>
	<lastBuildDate>Mon, 25 Jan 2010 09:33:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.3</generator>
		<item>
		<title>IE6 Kullanma</title>
		<link>http://www.osmanyazici.com/ie6-kullanma.html</link>
		<comments>http://www.osmanyazici.com/ie6-kullanma.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 07:36:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ie6]]></category>
		<category><![CDATA[web standartları]]></category>
		<category><![CDATA[web tasarımı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.osmanyazici.com/?p=8</guid>
		<description><![CDATA[Bu satırları okuyanların bir kısmı muhtemelen &#8220;IE6 da nedir ki?&#8221; diye sormuştur. Bu soruyu soranların de muhtemelen bir kısmı &#8220;IE6&#8243; ile bu sayfaya bağlanmıştır. Birazcık internet terminolojisine aşina olanlar bilir. Ben hem bilip de kullanmaya devam eden hem de bilmediği için kullanan sevgili vatandaşlarıma seslenmek istiyorum. &#8220;Sevgili vatandaşlarım! Lütfen bu programı kullanmayalım; kullananaları uyaralım!&#8221; Önce [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu satırları okuyanların bir kısmı muhtemelen &#8220;IE6 da nedir ki?&#8221; diye sormuştur. Bu soruyu soranların de muhtemelen bir kısmı &#8220;IE6&#8243; ile bu sayfaya bağlanmıştır. Birazcık internet terminolojisine aşina olanlar bilir. Ben hem bilip de kullanmaya devam eden hem de bilmediği için kullanan sevgili vatandaşlarıma seslenmek istiyorum. &#8220;Sevgili vatandaşlarım! Lütfen bu programı kullanmayalım; kullananaları uyaralım!&#8221;<span id="more-8"></span></p>
<p><img class="alignleft left size-full wp-image-9" title="icon-ie6" src="http://www.osmanyazici.com/wp-content/uploads/2010/01/icon-ie6.jpeg" alt="" width="85" height="91" />Önce bilmeyenler için neden bahsettiğimi anlatayım: Bilgisayarı açtığınızda genelde masaüstünün sol tarafında bulunan kocaman bir &#8220;e&#8221; harfi vardır; internete bağlanmak için tıkladığımız. İşte o &#8220;e&#8221;yi tıkladığımızda açılan programın adıdır &#8220;Internet Explorer&#8221;. Ama şu anda bu programın sekizinci sürümü piyasada. Benim kullanmayın dediğim, programın altıncı sürümü. Peki sizinkinin hangi sürüm olduğunu nasıl anlayacaksınız? Kolay! O &#8220;e&#8221; harfini tıkladığınızda açılan pencerenin üst tarafında yer alan menünün en sağında yer alan &#8220;Yardım&#8221; başlığını tıklıyorsunuz. Açılan alt başlıklardan &#8220;Internet Explorer Hakkında&#8221;&#8216;yı tıklıyorsunuz. İşte orada kullandığınız programın sürüm bilgisi yer alır. Eğer &#8220;6.0..&#8221; ise bu yazının muhataplarından biri de sizsiniz demektir. Bill Gates&#8217;e bağırmaktan sesim kısıldı. Uzaktan sesimi duyuramam; yaklaşın bakalım&#8230;</p>
<h3>Peki benim IE6 ile sorunum ne?</h3>
<p>Aslında sadece benim sorunum değil bu. İnternet ortamına yönelik projelerin yazılımı ya da tasarımıyla uğraşan herkese saç baş yolduran, zamanını çalan, sinirlerini geren, kısacası erken yaşlanmalarına ve dolayısı ile erken ölmelerine (özellikle web tasarımcılarının) sebep olan baş belası bir programdır kendisi.</p>
<p>Bir insan için zaten hobi olarak ilgilendiği bir konunun profesyonel işi haline gelmesi kadar büyük bir nimet yoktur herhalde&#8230; Sabah işe giderken &#8220;Off! Yine mi iş!&#8221; dememek gerçekten büyük devlet. Ama işte bu kadar severek yaptığım işten bile (web tasarımından bahsediyorum) neredeyse nefret ettirecek kadar sorun yaşatıyor IE6.</p>
<p>Aslında, bilmiyorum; IE6&#8242;ya mı kızmalı, yoksa ısrarla yeni sürümüne geçmeyen kullanıcılara mı? IE6 ilk çıktığında IE5.5&#8242;ten farklarını görünce sevmiştik. Ama o zaman bir tarayıcıdan beklediğimiz şey en fazla bir web sayfasını sorunsuz açabilmesiydi. İnternet teknolojileri bu kadar gelişmiş değildi. Aradan epey zaman geçti. Başdöndürücü bir hızla gelişen teknoloji (özellikle internet) dünyası, bırakın 8 yıllık bir aracı, 8 günlüğünü bile artık eskiler deposuna gönderiyor (bu hız manyaklığına şerh koymadan geçmeyelim bu arada&#8230; Bu, IE6 sorunundan daha hayati bir mesele çünkü).</p>
<p>Her neyse.. İşte böyle bir dünyadayız artık. Dolayısı ile çok eski bir programı kullanmak en azından mantıksız. Mevcut teknolojinin bize sunduğu imkânlardan eksiksiz olarak yararlanmamızı sağlayamıyorsa bir program, onu kullanmaktaki ısrarın anlamı ne? Gerçi genelde IE6 kullananlar aynı zamanda bahsetiğim gelişmelerden de habersiz kesimden oldukları için onlara diyecek bir şeyimiz yok. Ama özellikle şirketlerin bilgi-işlem bölümlerinde çalışan arkadaşların, bunların farkında olmalarına rağmen, şirket bilgisayarlarında buna dönük güncellemeler yapmamaları büyük bir sorun (patronlar uyanın!). İnternet kullanıcılarının epey bir kesimi çalıştığı şirketin bilgisayarlarından bağlanıyor. Bu yüzbinlerce-milyonlarca kullanıcı demek. Bu durumda biz web tasarımcıları olarak bu kadar IE6 kullanıcısını yok saymadan tasarım yapamıyoruz. IE6 gibi artık modası geçmiş bir tarayıcıyı da dikkate alarak tasarım yapmak da fazla mesai demek, fazla kod yazmak demek, boyutu büyük (dolayısı ile geç yüklenen) sayfalar demek, web standardlarının çoğundan bihaber kullanıcı ve müşteri demek, daha az güzel sayfalar demek, ilaahir&#8230;</p>
<p>Yine çok uzattım galiba. Hasılı; biz mevcut web teknolojilerinden ve standardlarından doyasıya faydalanmak, bu imkânları kullanarak müşterilerimize daha hızlı açılan, daha etkileşimli, daha güzel siteler hazılamak istiyoruz. IE6 bütün bunları kısıtlayan; dolayısı ile hem tasarımcıya, hem programcıya hem de site sahibine zaman ve para kaybettiren bir programdır. Artık yerine kullanılabilecek; üstelik internette gezinmeyi daha zevkli ve kolay hale getirecek başka programlar mevcuttur. Bunlardan birini internetten indirip bilgisayara kurmak (hepinizin üye olduğu) Facebook&#8217;a üye olmaktan daha kolaydır ayrıca. Bu yüzden hemen kendinize, tasarımcı ve programcılara ve en nihayet memlekete bir iyilik yapın ve IE6 ile vedalaşın.</p>
<p>Özellikle HTML ve CSS bilgisi iyi olan tasarımcılar olarak IE6&#8242;da da diğer tarayacılardakine yakın görünümün çözümünü biliyoruz. Ama sırf külüstür bir programa da laf anlatmak için, niçin fazladan zaman harcayalım; değil mi?</p>
<p>&#8220;Peki yerine ne kullanalım?&#8221; diye soracaksınız haklı olarak&#8230; Onu da sonraki yazıya bırakalım&#8230;</p>
<p>Sorusu olan?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.osmanyazici.com/ie6-kullanma.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Merhaba kış güzeli</title>
		<link>http://www.osmanyazici.com/merhaba-kis-guzeli.html</link>
		<comments>http://www.osmanyazici.com/merhaba-kis-guzeli.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Jan 2010 13:12:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[henry david thoreau]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[w. j. humprey]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.osmanyazici.com/?p=4</guid>
		<description><![CDATA[Kış geldi.. Yıllar önce okuduğum çok güzel bir kış yazısını paylaşmak istedim. Senai DEMİRCİ&#8217;den&#8230; Bir uzun kış gecesi, uzun zamandır ortalarda gözükmeyen eski bir dost çalar kapımızı. Diz boyu dizilir, kapı önüne. Pencereyi tıklatır; karşı tepeye ağaçlara kurulur; çatılara, tellere, duvarlara, caddelere yerleşir. Bir müddet kalır öylece. O kaldıkça, bir bayram sevinci yaşar cümle çocuk. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="info small">Kış geldi.. Yıllar önce okuduğum çok güzel bir kış yazısını paylaşmak istedim. Senai DEMİRCİ&#8217;den&#8230;</p>
<p>Bir uzun kış gecesi, uzun zamandır ortalarda gözükmeyen eski bir dost çalar kapımızı. Diz boyu dizilir, kapı önüne. Pencereyi tıklatır; karşı tepeye ağaçlara kurulur; çatılara, tellere, duvarlara, caddelere yerleşir.</p>
<p>Bir müddet kalır öylece. O kaldıkça, bir bayram sevinci yaşar cümle çocuk. Büyüklerde ise oflamalar, puflamalar, &#8220;yine işe geç kalacağım&#8221; nazları. Bu şikâyetler birden öyle yayılır ki &#8220;elverişsiz&#8221; havadan sık sık söz açan gazetelerin, &#8220;bıktırdı artık&#8221; diye isyan ettiği bile olur. Bereket o bizden bıkmıyor ve isyana kalkışmıyor. Ne kadar hor görsek, ne kadar lânet yağdırsak, ne kadar oflasak, yine de düşüyor üstümüze. Ya bir de bıkacak olsa&#8230; Ne olurdu halimiz?<span id="more-4"></span></p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-5 pull-4" title="snow-311-2" src="http://www.osmanyazici.com/wp-content/uploads/2010/01/snow-311-2-300x211.jpg" alt="Kar" />Her kış, lekesiz dimağlara, karbeyaz kalblere selâmı duyulur karın. Bizden de selam. Hoşgeldin!</p>
<p>Kar. Güzel kar. Nazenin kar. Ayazda mahzun ormanın ve tarlanın yumuşak yorganı. Çıplak ağaca elbise; bahara hasret ekinlere &#8220;kudret helvası&#8221;.</p>
<p>Avuçlarınızda bir top kar, düşünmeye daldığınız oldu mu hiç? Eliniz ne kadar kar tanesini tutmakta kimbilir?</p>
<p>Ertesi günün güneşiyle hemen eriyiveren bir kar yağışı ile dahi, dünyamız kaç milyar kere milyar kere milyar kar tanesiyle tanışır, bilir misiniz?</p>
<p>&#8220;Kışı ciddiye almıyoruz&#8221;diye dert yanıyor Henry David Thoreau. Haklı. Kış bütün içtenliğiyle üstümüzde. İnsan oturup düşünmeli.&#8221;</p>
<p>&#8220;Kar&#8221;ı pek bâridane ve tatsız telâkki ederler&#8221; diyor Bediüzzaman. Öyle değil mi? &#8220;Halbuki o bârid, tatsız perdesi altında o kadar hararetli gayeler ve öyle şeker gibi tatlı neticeler vardır ki tarif edilemez.&#8221;</p>
<blockquote class="col col-8 pullquote pull-4"><p>Şimdi anladınız mı kışları niçin her yerin aynı renge boyandığını? Gözlerimizi çevremizin bütün ayrıntılarından çekip, sıradan diye bildiklerimizi tekrar düşünmeye çağırır bizi kışlar. Olduğumuz yerde oturtup, bakışlarımızı kendi iç dünyamıza çevirir.</p>
<p><cite class="small">&mdash; Henry David Thoreau</cite></p></blockquote>
<p>&#8220;Kalemin tarif edemeyeceği, fırçanın resmini çizemeyeceği bir güzellik&#8221; demede bir &#8220;kar kitabı&#8221; yazarı W.J.Humprey. &#8220;O böylesine yumuşak, böylesi miniminnacık, böylesine çabuk gidiveren&#8221; kar taneleri &#8220;Allah&#8217;ın sonsuz süsleme ve nakış galeri&#8221;sinin nazenin bir süsü, süslü bir nakışı ona göre.</p>
<p>İşte kar önünüzde. Şuracıkta, sayfanın tam içinde. Seyredip düşünmeli. Yunus sarıçiçeğe nasıl sorduysa öyle sorup düşünmeli.</p>
<p>Bilir misiniz, her bir kar tanesi, nakış olarak, model olarak tektir. Binlerce seneden beri yağan o kadar kar tanesi içinde &#8220;tıpkısının aynısı&#8221; bir başka kar tanesi düşmemiştir yeryüzüne. Her biri tek, her biri emsalsiz, her biri benzersiz; ama hepsi süslü, hepsi nakışlı, hepsi bir başka güzel!</p>
<p>Gary Taubes, her bir tanesi için &#8220;Sanki, barok tarzını kullanan son derece maharetli bir Sanatkar tarafından özene bezene işlenmiş gibi&#8221; diyor. &#8220;Akıllara durgunluk verecek kadar karmaşık bir yaratılış olayı.&#8221;</p>
<p>Yaratılışının sırrı, asırlar boyu, büyük kafaları hep meşgul etmiş. Astronom Kepler&#8217;den matematikçi Descartes&#8217;a nice ilim adamı, nice düşünür bu sırrı dert edinmiş kendine. Aramış, taramış; çalışmış, didinmiş; bir izah bulamamış hiçbiri. Tâ bilgisayarların gelişip son derece karmaşık modellere ayine olduğu günler beklenmiş.</p>
<p>Kar, yine de muamma. Ama bir ucu biraz aydınlık şimdi. Atmosferde, bir toz zerresine sarılmış mikroskobik bir toz olarak doğuyor kar taneleri; yere doğru yol alırken, sıcaklık ve nem değişmeleri ile altıgene dönüşüyor. Biraz sonra altıgen, altı dallı oluyor; o dallar da altı dallı oluyor, o dallar da&#8230;</p>
<p>Bu harikulâde olayın ucu, su molekülüne, &#8220;iki hidrojen bir oksijen&#8221; atomuna dayanır. Bir diğer ucu, mineral kristalinden deniz anasına; insan vücudundan ağaçlara, bulutlara, kıt&#8217;alara, galaksilere kadar uzanmada.</p>
<p>Kar bir sır, kısacası; kâinatı kucaklayan sırrın da bir parçası. Sır içinde sır.</p>
<p>Öyle ki, &#8220;karmaşık olsun, basit olsun, canlı olsun, cansız olsun her şey, her şeye bir model giydiren gaybî bir El tarafından gaybi bir tarzda kontrol ediliyor gibi&#8221; dedirtiyor bir bilim yazarına.</p>
<p>Kara bakıp &#8220;Hiçbir şey ucuz ve bayağı değil&#8221; diyor Thoreau. &#8220;Ne şebnemler, ne kar taneleri. Tabiat hikmet dolu. Tek bir kar tanesi bile, Ustasının mahir Elinden kaçamaz.&#8221;</p>
<p>O kudret Elinden çıkmış bir mektup gibi, her biri, ayrı ayrı desenlerle süslenmiş bir mektup olarak düşer üstümüze. O&#8217;ndan haber getirir; O&#8217;nu bildirir, O&#8217;nu tanıttırır.</p>
<p>Bir nakıştır kar tanesi; Nakkaşını bildirir.</p>
<p>Ovalara, dağlara, susuz şehre rahmettir; Rahîm&#8217;i tanıttırır.</p>
<p>Muntazamdır, manzumdur; Munazzım&#8217;ı gösterir.</p>
<p>Her biri bir örnektir, hiçbirinin eşi, benzeri yoktur; hep beraber her bir şeyi ayrı ayrı yaratan Ehad&#8217;ı haber verir. O ehadiyet içinde Bir&#8217;in mührünü vurur.</p>
<p>Deniz anasından ağaca, insandan galaksiye, nice mevcutla aynı nizamı paylaşır; her bir şeyi elinde tutan Kayyum&#8217;u düşündürür.</p>
<p>Güzeldir kar, kışı da güzel yapan bir kış güzelidir, güzel yaratan Rabbini, O&#8217;nun güzelliğini düşündürüp sevdirir.</p>
<p>Ve keza&#8230;</p>
<p>Kar bir mektup kısacası; adresi, biz insanlar.</p>
<p>Bir mektuptur kar; her şeyin Rabbini tek bir şeyde bütün isimleriyle tanımak isteyen her insana yazılmış. Avucunuza alın, okuyun.</p>
<p>* * *</p>
<p>Senai DEMIRCI</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.osmanyazici.com/merhaba-kis-guzeli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Merhaba dünya!</title>
		<link>http://www.osmanyazici.com/merhaba-dunya.html</link>
		<comments>http://www.osmanyazici.com/merhaba-dunya.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Jan 2010 00:00:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[merhaba]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.osmanyazici.com/?p=1</guid>
		<description><![CDATA[Ben de geleneğe uyup ilk seslenişimi böyle yaptım; hadi hayırlısı..! Nihayet başardım. Yıllar önce açmaya karar verdiğim sitemi kırkımdan önce açmayı başardım arkadaşlar. Çok kolaymış oysa. İnternet alemini bunca yıl benden mahrum ettiğim için özür diliyorum. Bundan sonra telafi etmeye çalışacağım artık. Biliyorum; ben olmadığım için bütün bu çirkin siteler ortaya çıktı. Ben olmadığım için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><small><em>Ben de geleneğe uyup ilk seslenişimi böyle yaptım; hadi hayırlısı..!</em></small></p>
<p>Nihayet başardım. Yıllar önce açmaya karar verdiğim sitemi kırkımdan önce açmayı başardım arkadaşlar.</p>
<p>Çok kolaymış oysa. İnternet alemini bunca yıl benden mahrum ettiğim için özür diliyorum. Bundan sonra telafi etmeye çalışacağım artık.<span id="more-1"></span></p>
<p><img class="pull-2" src="http://osmanyazici.com/wp-content/themes/oy/img/kokler.png" alt="" />Biliyorum; ben olmadığım için bütün bu çirkin siteler ortaya çıktı.</p>
<p>Ben olmadığım için televizyonlar, gazeteler, çirkinliklerini -sözde- güzel kadınlarla gizlemeye çalıştı.</p>
<p>Ben olmadığım için koca devlet kurumları, sitelerini, iki dakikalık işlerin akşama kadar bitirilmediği soğuk sarı binaların tıklanan cinsleri haline dönüştürdü.</p>
<p>Hayatımızı kolaylaştıran her yeniliği önce onlardan duyduğumuz bilim-bilişim dunyası, webdeki yeniliklerden bîhaber yayınlamaya cesaret edebildi sitelerini ben olmadığım için.</p>
<p>Ben olmadığım için &#8230;</p>
<p>Ben olmadığım için &#8230;</p>
<p>Evet; ben olmadığım için daha bir sürü şey oldu. Ben olsaydım bunlar yine de olur muydu? Elbette. Ama, hiç değilse ben de, yıllardır beni rahatsız eden bu ve benzeri durumlara karşı iki kelam edip rahatlardım..</p>
<h3>İnsan niçin yazar?</h3>
<p>Acaba tam da az önce bahsettiğim duygu mu beni yazmaya itti? Yoksa yıllardır okumalarımdan sonra artık okuduğum şeylerin beni tatmin etmemesi mi &#8220;biraz da ben ahkâm keseyim&#8221; dedirtti? Ya da &#8220;bilgi paylaştıkça çoğalır&#8221; diyen basmakalıp (ama güzel) söz mü beni bildiklerimi paylaşmaya itti? Bilmiyorum. Tek bildiğim, ilgi duyduğum, bana keyif veren ya da  varlığı beni rahatsız eden şeyler hakkında hep yazmak istedim. Ama hem benim, yaptığı her şeyin mükemmmmmel olmasını isteyen huyum, hem biraz(!) tenbelliğim, biraz da ahvâl ve şerâitin müsâit olmaması münasebetiyle bugüne kadar nasib olmadı. Umarım bu kadar gecikmeyi telafi edecek bir şey çıkar ortaya.</p>
<p>&#8220;Telafi edeceğim&#8221; dediğime bakmayın. Aslında giden hiçbir şeyin telafisi olmuyor. Telafi etmek için yapılanlar ancak teselli edebilir.</p>
<p>Muhtemelen öyle çok büyük bir hikâye de çıkmayacak. Çünkü büyük hikâyeler genelde bir bodrum katında başlayan projelerden (Bkz. Yahoo, Google) çıkıyor. Oysa ben bu projeyi bir &#8220;apartuman dairesi&#8221;nde hayata geçiriyorum.</p>
<p>Her ne ise!..</p>
<p>Olan oldu. Bu benim için iyi bir tecrübe oldu; ama bu tecrübeyi kullanabileceğim bir (zaman ve) yer de kalmadı maalesef.</p>
<p>* * *</p>
<p><small><em>Bu arada şöyle bir &#8220;merhaba&#8221;deyip bitirecektim; çok mu uzun oldu?</em></small></p>
<p><small><em>Peki! Hoşça kalın o zaman&#8230;</em></small></p>
<p>* * *</p>
<p><a id="facebook" title="http://facebook.com/m.osmanyazici" href="http://facebook.com/m.osmanyazici">Facebook</a>,<br />
<a id="friendfeed" title="http://friendfeed.com/osmanyazici" href="http://friendfeed.com/osmanyazici">Friendfeed</a>,<br />
<a id="twitter" title="http://twitter.com/osmanyazici" href="http://twitter.com/osmanyazici">Twitter</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.osmanyazici.com/merhaba-dunya.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

